AKIN OZCELIK : WHayat denilen şu
hayat Kimine tatlı,kimine
bayat İstersen
sakla,isteresen at Atsan atılmaz,satsan
satılmaz
Hayat denilen şu
çarkı Değirmenden yoktur
farkı Kimisi yetmiş,kimisi
kırkı Giden gide,kalanlarda gider
Hayat denilen şu
yaşam İçindeyiz sabah
akşam Ne gelen ağam,ne giden
paşam ne sıradaki gitmek
ister,giden geri gelmez
Yaşam denilen şu
devra alem Kimine güldür,kimine elem Kimine kepçeyle,kimine
dirhem Ta dert çektirir,yada mal
verdirir VİEW LTF
Arezoo Rahimi : xxxxxxxx________xxxxxxxx T ____xxxxxxxxxx______xxxxxxxx
xxx H ___xxxxxxxxxxxxx___xxxxxxxxx
xxxx A ___xxxxxxxxxxxxxx_xxxxxxxxxx
xxxx N ___xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
xxxx K ____xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
xxxx S _____xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
xxx ______xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
x _________xxxxxxxxxxxxxxxxxx
F ___________xxxxxxxxxxxxx O _____________xxxxxxxxx R ______________xxxxxx _______________xxxx _______________xxx B ______________xx E _____________x I ___________x N ________xx G ______xxx _____xxxx ___xxxxxx M ___xxxxxxx Y ____xxxxxxxx ______xxxxxxxx ________xxxxxxx F _________xxxxxx R _________xxxxxx I ________xxxxx E _____xxxxxx N ____xxxxxxD
Kuruluş yılı : 1907 Kurulduğu Yer : Moda'da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı. Tarihçe Kulüp Kurucuları: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Basra Valisi Hasan Bey`in oğlu Hasan Sami Kocameme Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Başpınar Bey 1894 yılından itibaren, İzmir'den İstanbul'un Kadıköy yakasına yerleşen Lafontaine, Whittall gibi İngiliz ailelerinin fertleri arasında oynanmaya başlanan futbol, çevrenin Türk gençlerince büyük bir merak, heyecan ve gıpta ile seyrediliyordu. Ne var ki, onların böyle bir sporu yapmak şöyle dursun, adını dahi anmalarına olanak yoktu. Çünkü Padişah II. Abdülhamid'in amansız baskı rejimine göre değil onbir gencin, ikisinin bile bir araya gelmesi saltanat için son derece sakıncalıydı. Ancak 1907 yılına gelindiğinde Türk gençlerinden , Ayetullah ve gizli de olsa bir futbol kulübü kurmaya karar verdiler. Semtlerinin adı olan Fenerbahçe'yi isim, Fenerbahçe Burnu'ndaki feneri de amblem olarak seçtiler. Kıskançlık ve asaletin timsali Sarı-Lacivert ise takımın renkleri olarak belirlendi. 1908 Meşrutiyeti'nin ilanına kadar çalışmalarını gizlice yürütmek zorunda kalan Fenerbahçe, bu tarihten sonra yürürlüğe giren Cemiyetler Kanunu'yla tescil edildi ve başarıdan başarıya koşacak olan bir büyük camia, Türk sporundaki seçkin yerini almış oldu. Atatürk ve Fenerbahçe: Büyük kurtarıcı 3 Mayıs 1918 günü Kulübümüzü ziyaret etti ve hatıra defterine Kulübü ve üyelerini öven satırlar yazdı. Atatürk, 10 Ağustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: " - Burada üçe üçüz...Çünkü ben de Fenerbahçeliyim ! " Bu arada, 5 Haziran 1932'de Kulübümüzün Kuşdili'ndeki binasi yanınca, ilk bağış yine büyük kurtarıcımız Atatürk'ten geldi. Bu önemli olay, kulübümüzün tarihinde gerçekten apayrı bir yere sahiptir ve bizi sonsuza kadar mutlu kılacaktır. Atatürkün imzaladığı hatıra defterimiz: "Fenerbahçe Kulübünün her tarafa mazhar-ı takdir olmus bulunan asari mesaisini işitmiş ve bu Kulübü ziyaret ve erbab-ı himmeti tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmiştir. Takdirat ve tebrikatımı buraya kayd ile mübahiyim." 3.5.1918 ..... ORDU KUMANDANI Mustafa Kemal Atatürk