|
|
Eddaa AŞKA DAVET:)
Female, 20
Turkey
|
|
|
|
|
|
22,373 Profile Views
|
Avg. Views : 36/day
|
|
|
| User Details |
Display Name |
erke |
Full Name |
Eddaa AŞKA DAVET:) |
Age |
20 |
Gender |
Female |
Location |
Turkey |
Relationship Status |
Single |
Interested In |
Both |
Member Since |
Mar 27, 2007 |
Educational Level |
In College or University |
|
|
Testimonials(85)
View All
|
|
|
shinigami . : ----------.----. ------ _.'__ ---`. --.--(O)(O)----/#\ .' @------------/##\ :------------,--#### --`-..__.-'_.--\### --------`;_:-- --´´` -------.'"""""`. -----/, ------- ,\ ----/ VİEW PLS \ ----`-.______.-' --- ___`. | .´'___ -(______|______))
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
About Me
|
| Dumbest thing I ever said in class: |
E |
| I'm passionate about: |
D |
| Things that turn me off: |
A |
|
AŞKA GEÇ KALINMAZ Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz . O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski birşeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır. İnsan bir başka ışığa teslim olur. Aşkta yarın yoktur. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul kadının hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... İstanbul’da , bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan adamın çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de. Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan. Aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır. Belki de bu yüzden gençlikte, o yoğun aşkın olduğu yıllarda, gözlere uyku girmez, dudaklarda bir musiki bütün gece o söylenir, o karanlık odanda dolaşırsın, insanları uykularından uyandırmak istersim. Uyandırıp, içindeki derin sızıya o derin sancına acına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Annemiz , babamız ve sevdiklerimiz her şey geçer geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya. İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu. Birazdan sabah olacak...Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, planlar ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır. Birbirimizi kandırmayalım.Yeni güne hazırlan. Yaşadıklarını unutmaya çalış. Aşkın bize verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...! Aşkta yarın yoktur Arkadaşım...;
|
|
|